MÜBAREK GÜNLER


Bugün üç aylardan Recep ayının içinde idrak ettiğimiz Mübarek Regaip kandilidir.
Bizim Anadolu insanı için bu günler af ve mağfiret günleridir.Bu günlerde bizler günümüzü eş dost ve akrabaları tek tek arar veya mesajlar göndererek bu mübarek günü tebrik eder, hemde haberdar etmiş oluruz.
Aynı zamanda arkadaş ve akrabalar birbirimizi Camilere veya topluca ibadet edilen mekanlara davet ederiz.bu günlerde ikramlarda olmaz değil hani mübarek günün hatırına ve sevabı da bol olacağından böyle ikramlar çokça yapılır.
Sessiz geçen günlerin artık dirilişine birer işarettir bu hal ve hareketler çünkü önümüzdeki günlerde bu mübarek günler peş peşe gelecek ve insanlarımız adet olduğu üzere ibadete diğer günlerden daha çok zaman ayıracak.Hani başta demiştim ya bu günler af ve mağfiret günleridir. biz bu günlerin ehemmiyet ve önemini bilenleriz çünkü bu günlerde sevap gani ganidir.
Camilerde saflar tam dolar kapılar zorlanarak girilip saflar doldurulur.Bu mekanlarda birde hoş sohbet ilim ehli birisi teşrif etti mi gerçekten bu mübarek gün dolu dolu ihya edilir.Bundan sonra gelecek olan mübarek kandil gününün davetleri yapılır hatta sözler alınır sözler verilir.bu günler gerçekten biz Müslümanlara has bir olaydır.
Başka dinlerde böyle şeyler olmaz olamazda neden denecek olursa demode olmuş aslı esası kalmamış bir dinde ne yol kalmış ne usul edep kalmıştır.Dinin son kalesi İslamiyette her şey ilk gün gibi devem etmektedir çünkü bu din hak dindir, çünkü Cebi ALLAH’ın Ayetlerle bizlere gönderilen bu dinin kıyamete kadar baki kalacağı Kuranda defalarca bildirilmiştir.
Bu nedenle dinimizin güzel hasletleri ebedi yaşayacaktır. İnşallah bizlerde var oldukça yaşamaya gayret göstereceğiz.
Zaten bu günlerin feyzini alan insan koştura koştura bu günleri ihya etmeye gayret gösterecektir.
Birde hiç gidilmeyen görülmeyen ahbaplarla beraber olmakta bu günlerde birleşmenin lezzetini artıracaktır.
Hani demiştik bu günün sevapları boldur ,evet işte ispatı:diğer zamanlarda bir araya gelemeyen insanların bir araya gelip Allah’a yakarmaları bile sevapların gani gani olduğunun işaretidir.
Vatanımızın ne kadar değerli olduğu;bizim bu topraklarda doğup büyümemizin bizler için ne kadar değerli olduğunu sanırım anlamışızdır. dedim ya bu bizden başka toplumlarda bizde olduğu gibi değildir.Biz Türk milleti bu maneviyata daha çok önem veriyoruz.çünkü biz millet olarak gerçekten yüce bir Milletiz,gerçekten büyük Milletiz gerçekten de büyük Milletiz çünkü bu topraklar kolay elde edilmedi bizim Vatanımız zor şartlarda ve kanla göz yaşlarıyla vatan oldu.Bazı haritalarda gördüğümüz gibi cetvelle çizilen bir vatan değil kanla çizilen vatan olduğu için sınırlarımız kanın akışı gibi girintili çıkıntılıdır.
Hülasa bu mübarek günün devamı;aslında devamı derken Allah’ın tüm günleri mübarek te böyle insanlarımızın bir araya toplanmasının neden olduğu yapılan ibadetlere misli misli sevapların olduğu günlerin bir diğeride 23. Nisanda ihya edeceğimiz(nasip olursa)Miraç kandilidir.Mevlam böyle günlere erişmek,bu günlere yakışır şekilde yaşamak nasip etmesi dileklerimle yazıma son veriyorum.Allah’ın selamı üzerimize,hidayeti bereketi milletimize ve tüm inananların üzerine olsun.

SİVAS.

Reklamlar

BİZİM ELLER


Şen şakrak dolardık
şimdi bağlar boş kalmış
ekinler ekilir ürün kalkardı
şimdi tarlalar boş kalmış

köyümüzde birlik düzen vardı
büyüklere hürmet sayğı vardı
gençlerimiz neşeli candandı
şimdi haneler boş kalmış

sürüler dağlarda gezerdi
elvan elvan yeşillik güzeldi
suların sesi şarkılara benzerdi
şimdi yaylalar boş kalmış

kuşlar cıvıldaşır uçardı
kanatlanıp dallara konardı
yuva kurup yavrulara bakardı
şimdi bahçeler boş kalmış

gelenler olur sevinirdik
oynar oyunlarda gülerdik
Yıldırım eşi dostu özlerdik
şimdi yarenlik boş kalmış

SİVAS

GEÇMİŞ

Yazılanlara, okunanlara bakınca insan hayalleriyle geriye uzanmadan edemiyor.

Fazla uzakta değil ,bana öyle geliyor, sanki dün gibi.Tabi diyeceksinizki ney bu dün gibi olan ?

Ülkemin neler görüp neler yaşadığını hatırlamak hatta içten içe yaşamak, evet bu geçmiş öyle bir  geçmişki şahsen  ta beynimin en ücra köşesine kaydettiğim ve hiç bir zaman silinmesine müsade dahi edemiyeceğim bir olgular demettidir.

Yıl  iki bin öncesi,daha milenyuma girmediğimiz yıllar.Ha milenyum deyince ;ya öyle bir algı operasyonu yapılıyor hiç sormayın.Milenyum şöyle olacak böyle olacak diye diye Millete öyle bir operasyon uygulanıyorki hiç sormayın.Sanki milenyum bizi yirminci yüz yıldan alıp uzay yılına götürecek zannedersiniz öyle bir abartı sormayın.

işte o yıllar Canım ülkemde herşey karma karışık kimin eli kimin cebinde bilinmiyor.Ülkemi ithal bakanlar yönetiyor yurtta herşey günlük yaşanıyor,yani bugün var olan yarın sanki sırra kadem basıyor.yok olup kayıplara karışıyor.Paranın  yapacağı hiç bir güç elinde değil çünkü bugün zengin olan sabaha  fakir kalkıyor.Hasta olmak dünyanın en büyük eziyeti nedenmi? Hastaneler rehin merkezi yahutta çileler beldesi öyleki paran varsa krallar gibi tedavi görüyorsun,daha doğrusu gördüğünü sanıyorsun,yoksa perişansın hemde perme perişan.Niye mi? ilaç bulmak mümkün değil bulduğun ilaçlar reçeteye yazılanla asla aynı olmuyor.zaten paran yetip alamıyorsun da.İşte böyle bir zaman diliminde yaşıyorsun hayalen bu günleri görmen bile mümkün değil.

Bu günleri nasıl hayal edeceksinki;servet ortada ,Devlet ortada:yok, yok sanki yoklar ülkesinde yaşıyoruz.Borçları telafuz etmek bile zor neden mi katrilyonlarla söylenen bir borç batağı, böyle zamanda ne hayal edersin tabiki borç.

Bizi kurtaracak bir ithal akıl bekliyoruz. Çünkü akıllılarımız bizi tepe taklak etmiş kimseye güven kalmamış,nerden bileyim bugünkü Adam gibi adamların proğramlarını yapıp sıra gelecek diye beklediklerini,Vatandaşa sorsan zor dostum zor der .

Çünkü devletin hazineleri peşkeş çekilmiş,Hazine boşaltılmış borçlar ödenmemek üzere üst üste yığılmış soluk almayacak kadar tıkanmış.Devlet kurumları çalışmaz hale getirilmiş,üstler alt,alttakiler kıraldan kıralcı olmuş.prosüdürden  çalışılmaz duruma gelmiş .Ve krizler, krizler .Derken işte bugünlerin geleceği yani güneşin doğacağı ufukta belli olmaya başladı Neden ufukta bugünler belli oldu biliyormusun .Hani derlerya”  ya  devlet başa  ya kuzgun leşe”işte o zaman gelmişti çünkü devleti idare denler artık hikaye ile devlet idare edemiyeceklerini anlamıştı.Ufukta birileri bekleniyordu.Yani Devleti  devlet gibi idare eden .batağa sürüklelnen ülkemi hayata geçirecek bir Lider bekleniyordu.Evet güneş doğuyordu tabi her doğumun bir sancısı olduğu gibi buradada birçok zorluklar oldu,engeller konuldu ama  Milletimin beklediği olmuştu çünkü beklenen adam gibi adam ülke yönetimi için ilk adımı atmış .Seçimi kazanmıştı.Şimdi diyeceksinizki ne farkı vardı diğerlerinden.

Hemen sıralayacağım sizlere neler çektiğimizi neler bekleyip bulamadığımızı ama şimdi hepsinin yerine birer birer tugla gibi dizildiğini.

Arkadaş ben işçiyim,benim devlet hazinesinde var olan bir zorunlu tasarruf diye bir alacağım vardı .Gelmiş geçmiş iktidarlar ağzına alıp telafuz edemezken beklediğim lider bunları bir işaretle ödenecek dedi ödendi bu bir.Arksından konut edinme yardımı vardı ödendi iki.Bir hastane sıkıntısı  vardıki ecel terleri döktürüyordu halloldu üç,ilaç kuyrukları vardı bitti dört.bir paramız vardıkı ekmek milyon a alınıyordu kimsenin cesaret edemediği altı sıfır silindi paramız para oldu beş.Okullarımız içler acısıydı okul okul oldu altı.

Yollarımızı ,köprülerimizi,alt geçitlerimizi,üst geçitlerimizi  Marmaraylarımızı,Camii lerimizi medreselerimizi,Askeri kışlalarımızı.Hastanelerimizi,Aile hekimlerimizi,köylere kadar götürülen sağlık ocaklarını,uydumuzu,tankımızı topumuzu Yerli arabayı Uçaklarla seyahatı.Bunun için lazım olan her ile hava limanlarını.İMF ye olan borcumuzu ödemek.yoksul ülkelere yardım etmek.ülkemdeki fakir fukarayı incitmeden yardım elini uzatmak.hastalara bakmak ,hastaya bakanları teşvik edip ücret ödemek,dul kadınlara  yetimlere ögrencilere yardım etmek,ögrencilerin bilimsel buluşlarını desteklemek.Ögrencilere yurt ve  kredi ile kolaylık sağlamak.Hastahaneleri yenileyip  lüks ve gerçeğe dönüştürmek .Baraj ları her ile ilçeye kadar taşımak sulama projeleriyle; boşa akan suyu değerlendirmek  ülkeye kazandırmak.spora sporcuya önem vermek spor kompleksleriyle her ile sıtatlar inşaa etmek mahalle aralarına kadar spor tesisleri yapmak.Her ilde her mahallaye bir çocuk parkı ve bir halı saha yapmak.Her  ilde piknik alanları tesisis etmek yeşil alanları çoğaltmak bol bol ağaç dikip yurdumu bozkır olaktan kurtarmak .Nükler santralimizi inşaa etmek geleceğe hazırlamak,Yüksek hızlı tren projeleriyle uzakları yakın etmek.

Okullarda adam gibi eğitim görmek için günün şartlarına uygun masa sıra akıllı tahta ve yeterli derslikler.ha burada şunu söylemeden geçemiyeceğim:eğitimcilere sorsan karma karışık bir egitim  hiç ilerleme yok derler.Ama o inanki istememezlikten başka birşey değildir.Nedenmi ?kapkara tahtadan akıllı tahtaya geçmişsin beğenmezler.kitap bulup alamazsın beleş dağıtılır beğenmezler.derslikte ögrenci sayısı altmıştan  yirmiye düşmüştür beğenmezler..

Ülkede tarım ve tarımcılık desteklenmiştir,Hayvancılık desteklenmiştir.Önceden bal nedir balcılık nedir bilmezken şimdi dünyaya bal satar duruma gelmişiz,bazı temel gıdalarda ihracatımız misliyle katlanmıştır.dokuma sanayii gelişmiş  ihraç listesinde birinci sıraya oturmuştur.kobi ler desteklenmiş .küçük  büyük tüm yatırımcılar a destek verilmiştir.

Ülkemizi tanıtmak reklam etmek için bazı sporcular ithal ederken şimdi dünyanın heryerinde anılan , devlet oluşumuz söylenir olmuştur.Emir alan değil emir veren Osmanlının torunları olduğumuz dünyaya bildirilmiştir. Yurt dışındaki insanlarımız onurlanmış yaşadıkları ülkelerde vakurla dimdik durur olmuştur.

Hülasa  bu maddeleri çoğaltmak çok çok fazladır.ama önemli olan nerden nereye gelişimizdir.Demokrasimizin kırık çarkları tamir edilmiş .hasta ruhlar tedavi edilmiş.yorgun bitkin düşen halk uyanmış.Artık okullarımızda uyu uyu yat ,yat yat uyu prensiplerinden sıyrılıp çıkmışız bu gerçekler kimlerin bizi nereden alıpta nereye getirdiğini sanırım ortaya koyuyordur .Bu eserlerin mimarını söylemeden yazımı bitirirsem haksızlık etmiş olurum.Onun için: İhtiyarlarımızın destekçisi,fakirlerimizin dostu,küçüklerimizin elini öptürdüğü,büyüklerimizin duasına mashar olmuş,ögrencilerin umudu ,işsizlerin beklentisi,gariplerin ,hastaların dostu.Şehit baba ve analarının,gazilerimizin tesellicisi,Yurdumun büyük lideri,dik duruşlu,terörün korkusu hainlerin korkulu rüyası yokluk ülkesini ayağa kaldıran ,içindeki hainlerin pusularını tarumar eden Devletimizin tankıyla topuyla ihanet denlerin şifrelerini çözüp oyunlarını kendilerine döndüren,Uzun adam.Şefkatli baba yufka yürekli Reis.DEVLET BAŞKANIMIZ .RECEP TAYYİP ERDOĞAN

ALLAH başımızdan eksik etmesin.22.03.2017

 

 

 

:

BİR TARAFI GARDAŞ

 

Bir tarafı gardaş, bir tarafı gakkoş
Bir yaren gördüm Pınarbaşı’nda
Bir tarafı yiğido, bir tarafı merdo
Bir yaren gördüm Pınarbaşı’nda

Kızılırmak’tan almış sertliğini
Fırat’ta coşturmuş mertliğini
Sivas Elazığ birlik beraberliğini
Yaşayanı gördüm Pınarbaşı’nda

Sivas’ta soğukta bolatlanmış
Elazığ’da cemaatte nurlanmış
Hak uğruna birçok yol almış
Yürüyeni gördüm Pınarbaşı’nda

Şükredip hamd ederken Hakka
Dualarını arz ediyor halka
Yıldırım sende bulun niyazda
diyeni gördüm Pınarbaşı’nda

 

Yaratılanlar Ölmeseydi

Elbistan ‘dan geldi kötü haber
Keşke kulaklarım duymasaydı
Göz yaşları seller olmuş akıyor
Keşke didelerim kan dolmasaydı

Gam keder etrafta dolanıp dönüyor
Kaderde sinemde ağlarını örüyor
Yaş gözlerden dize dize iniyor
Keşke yaratılanlar hiç ölmeseydi

Sıra sıra olmuş ahbaplar geliyor
Yürekler yanık ahval belli ediyor
Kimi ah kimi tüh deyip eriyor
Keşke yaratılanlar hiç ölmeseydi

Günler geçip aylar geçip gidiyor
Yürek parçalanıp lime lime bitiyor
Gözden kan gelse giden gelmiyor
Keşke yaratılanlar hiç ölmeseydi

Yıldırım dünyanın düzeni böyledir
Dert insana ah çektirip ah söyletir
Hayat insana daha neler gösterir
Keşke yaratılanlar hiç ölmeseydi

Bahattin YILDIRIM

Üzülürüm

Sen gittin yandım yıkıldım
Perişan oldum hep bakındım
Uzaklardan daima yakındım
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Sen gittin ciğerim dağlandı
Gözlerimden kanlar akardı
Uykusuz geceler bana kaldı
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Günler geçer daima beklerim
Geceleri gündüzlere eklerim
Sensiz geçen yılları neylerim
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Ömrümü vakfetmiştim yoluna
Feda etmişim bu canı uğruna
Uzat elini tutunayım koluna
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Çok yürüdüm epey yol aldım
Sensiz geçen ömrüme yandım
Bekledim geceleri uyumadım
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Ne bitmez tükenmez yol imiş
Her gün gelir diye beklermiş
Geriye baktın mı ömür bitmiş
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Bırak mazide kalsın anımız
Daha çok umutlanır bakarız
Birde gönüllere dolsun aşkımız
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Bulutlar sensiz karardı kaldı
Yüreğim acı ıstıraplara daldı
Sonsuza kadar severim sandı
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Yıkma garip gönlünü sevenin
Sonra dönmez elveda diyenin
Unutup zulmünü geri gelenin
Gelmezsen ağlar üzülürüm

Yıldırım mührünü basıp aşkına
Yorulup yıkılıp dönme şaşkına
Gün gelir ağrılar çöker başına
Gelmezsen ağlar üzülürüm.
Bahattin Yıldırım
Elbistan 04.12.2014